 |
|
| | | |
|
 |
Sevgiliye mektup...
Tarih: 01:30 on 19/8/2009
 Sen, belki de bu mektubu aslında sana yazdığımı hiç bilmeden okuyacaksın.
Ben, senin bunu okurken parmağınla yanağına dokunduğunu, gözlerini hafifçe kıstığını, saçlarını kulağının ardına attığını görmeyeceğim. Ellerimin uzanamadığı yerlere kelimelerle sokulmaya çalışmamın, kırılgan harflerden kurulmuş görünmez bir köprüden sana doğru yürürken düşmekten böylesine korkmamın, sana tek bir bakışla anlatabileceğime inandığım ve birçok duygunun her birine isimler bulmaya uğraşmamın beni nasıl yaralayıp yorduğunu bilmeyeceksin.
İleride bir gün bana çok karmaşık ve anlamsızca gözükecek olsalar da, şu anda bana, kendime saplamak için elimde tuttuğum solgun bir bıçak gibi sade ve içmeye hazırladığım zehirli bir su gibi berrak gözüken duygularımın, keskin ve yakıcı tadını, onların üstünü örten sözcüklerin altından çıkarıp çıkarmamakta duyduğum kararsızlığı da herhalde sana hiç anlatamayacağım. Hâlbuki bütün korkunçluğu sadeliğinde gizli olan duygularım o kadar açık ki. Ben senin güzelliğini aklınla birlikte özledim. Gülüşün, yüzünün buğday yalazı parlaklığıyla birlikte aklıma geliyor.
Yorulduğumda, bıktığımda, yenilginin tam kıyısında durduğumu hissettiğimde, beni sadece bana dokunarak iyileştirebileceğini biliyorum. Değmeden, hatta bazen seni görmeden, hissettiğim bedeninin o yumuşak sıcaklığını istiyorum. Yalnızım. Kendimi yalnız hissediyorum ki bu yalnızlıktan da kötü. Benim yalnızlığımı ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu anlayacak senden başka kimsem yok. Ve sende yoksun.
Belki de hiç olmayacaksın. Sözcüklerden oluşturmaya çalıştığım bir köprüden sana ulaşmaya çalışacağım. Ve biliyor musun, sen bütün bunları okurken, ben yazdıklarımı şakacı gülüşlerimle reddedeceğim.
Beni bir gün görürsen, gördüğünün bu satırları yazan adam olduğuna inanmayacaksın. Duyduğum aşkı, özlemi ve bunları duymaktan duyduğum korkuyu güvenli bir duruşun ardına saklayacağım. Yüzümde satırlarımdan bir iz aradığında, onlar orada olmayacak. Sana nasıl yalvardığımı hiç işitmeyeceksin, sıradan bir “Nasılsın” sözcüğü saklayacak o yalvarışı. Ama bütün bunlar, bu sahte kibir, bu şakacı gülüş, bu sıradan “Nasılsın” sözü, bu güvenli duruş, içimdeki sesi dindirmeyecek.
Bütün bunlara hiç aldırmadan bana sarılmanı bekleyeceğim, bazen benden babandan korktuğun gibi korktuğunu, bazen beni çocuğunu okşar gibi okşadığını görmek isteyeceğim. Aralarında dolaştığım kalabalıklar içinde benim yalnızlığımı gören ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu sezen bir tek sen varsın. O kadar sade ki duygularım. Güzelliğini aklınla birlikte özledim. Gülüşün, yüzünün buğday yalazı parlaklığıyla birlikte aklımda.
Kırılgan bir köprüden sana doğru yürüyorum. Sana ulaşamazsam, sesim ve kelimelerim sana değmezse ve sen bana bir daha dokunmazsan, işte o zaman, korkarım sonsuz ve sensiz bir boşluğa yapayalnız düşeceğim. Beni tut, beni her şeye rağmen tut… Ahmet Altan
Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
| Etiketler :
Bir Ayışığına Vurgundum Bir Sana
Tarih: 22:56 on 17/8/2009
 Bir Ayışığına Vurgundum Bir Sana
Yüzün aya benzerdi, ay yüzüne, kıskanırdı geceler yüzünü… Gözlerin parıltısını yıldızlardan alırdı sanki, yıldızlar parıltısını gözlerinden… İçim titrerdi her baktıkça yüzüne, sonsuz bir sevdayı anlatırdı menekşe gözlerin. Ben o sevdanın tutkunu olurdum…. Ay kokardı her yanın dolunaylı gecelerde, sevda kokardı boydan boya… Ben bir aya, bir sana vurgundum, kimse bilmezdi… Gecelere fısıldanan aşk sözcükleri kokardı sesin ruhumda... Bir senin için atardı kalbim… Kimse görmezdi…
Her gece ay ışığı olur doğardın gönlüme, yaprakların kımıldanışında, suların akışında, ceylanların bakışında seni bulurdum. sesini duyardım... Sevdan her gün biraz daha büyürdü içimde, sığmazdı yere göğe, sığmazdı dağlara, ovalara, denizlere…
Geceleri sensiz kaldığımda, yalnızlık bir bıçak gibi saplanırdı yüreğime. Yinede gönlüme birkaç umut ve sevgi kırıntısını toplayıp acemice şiire dönüştürürdüm. Her dizesi seni anlatırdı, her dizede sen kokardın… Her dizede hayalin olurdu, gülüşün, duruşun, sesin olurdu, sen olurdun… Saklardım yazdıklarımı kimse görmesin, kimseler bilmesin diye, kimsenin bulamayacağı yerlere saklardım…
Bir gün ayrıldı yollarımız, savrulduk ayrı ayrı iklimlere. Sensiz geçen ömrümün her anı işkenceye döndü. Umutsuz, ışıksız kaldım… Oysa yalnız seninle beraber olmayı istemiştim ben, tek sevdiğim, gönlümü aydınlatan tek ışığım olmanı ve yalnız seninle bir ömür geçirmeyi istemiştim… Ama olmadı, aramızdaki bütün yollar kapandı... Bütün köprüler yıkıldı...
Seninle bir ayışığında buluşmayı, sana sarılmayı, elini tutmayı, başın göğsümde nefes almanı, saçlarının kokusunu öpmeyi ne çok isterdim… Ne çok isterdim düşlerde de olsa seninle gökyüzüne kanatlanmayı… Menekşe gözlerinin rengiyle yüreğimi sevince ve mutluluğa boyamayı…
Aradan onca yıl geçti içimde hala yokluğun kanıyor, gözbebeklerimde gözlerin ağlıyor.... Biliyorum her ikimizde dudakları kanayan bir zamanın tünelinde, ağrılı şiirler topluyoruz gecelere... Sessiz özlemlerimizi gömerek içimize, yaşamın kahır duraklarında bir imkansıza yaslanıp, kavuşmayı bekliyoruz… Oysa biliyoruzki, zaman suskun ve ağrılı bir sözcük yüreğimizde… Ellerimiz hiçbir zaman kenetlenmeyecek, hasretin avuçlarında hep imkansızlığı kanayacak yüreklerimiz....
Bilsen seni ne çok özledim. Ayın ve yüzünün saflığını, yıldızları, buluştuğumuz geceleri, o pınar başını... Bilsen ne çok özledim el ele yürüdüğümüz yolları, gürüldeyen suları, ilkbaharları, yemyeşil kırları, dağ başlarını... Sesini duymayı, saçlarına dokunmayı, gözlerine bakmayı, bilsen ne çok özledim seninle birlikte olmayı...
Ne çok isterdim uzanıp yıldızların altında dizlerinde uyuyup, bedenimi sarmalayan tüm acıları dağıtmayı. Gözlerimi gözlerine dikip susmayı, yalnız yüreğimle konuşmayı, ellerimi ellerine uzatmayı ne çok isterdim. Ne çok isterdim zamanı durdurup seninle bir yayla yolunda buluşmayı, sevdamızı kanat yapıp kimsenin bizi bulamayacağı bir yere uçmayı….
Ah! ay bakışı yaralım bir gün ırmaklar karışınca denizlere, yapraklar düşünce, üşüyünce gönüller, sevdalar küçülünce, özlemler büyüyünce, hayalin çekilince gözlerimden, rüzgar susturunca şarkımızı. İsterse parçalasın yüreğimi acılar, kopsun kıyamet, senin gamzeli gülücüğünde öleyim yeter! … Nuri Can
Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
| Etiketler :
Yüreğinin götürdüğü yere git..
Tarih: 20:25 on 6/8/2009
 Bir gün yollarımız ayrılsa da ve ben bir yerlerdeysem, seni görme olanağım olursa, boşa geçirilmiş bir yaşam gördüğüm her sefer nasıl üzüldüysem öyle üzüleceğim, aşk yürüyüşünü tamamlayamamış bir yaşam beni hüzünlendirir. Kendine dikkat et. Hayatta yanlışların yerine doğruları koymak istediğinde şunu anımsa: Yapılacak ilk devrim insanın kendi içinde yapacağıdır, evet ilk ve en önemli devrim budur. İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken, ne istediğini, hayattan ve insanlardan ne beklediğini bilmiyorken bir düşünce uğruna savaşmak yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir. Hayatını basitleştirme ve ucuz zevkler uğruna harcama onu. Hayat ilk baharda dağlardaki karların erimesi kadar çabuk sona erer. Anlamadan bitiverir. Yaşadığımız her saniye bize bahşedilmiş birer mucize olsa gerekç O kadar ki, geri alınması ve tekrar yaşanması olanaksız. Bunu bil ve her sıkıntılı anında bunu anuımsa. Acıları ve üzüntüleri, hayatının büyük bölümüne yayarak kendini yıpratma. Dolu dolu, heyecanla, severek, sevilerek yaşa. Sevmekten ve çok sevilmekten korkma. Sevöek en yüce değer, ölesiye, uçsuz bucaksız sevmek. Sevilmekte bir o kadar. Sevmenin güzelliği, sevilmenin ızdırabında sevgisizliğin sızısı içimizda saklı.. Bir gün arkana baktığında ki o gün mutlaka gelecek tüm benliğini pişmanlık kaplamasın. Yapamadıklarının pişmanlığıyla değil, yapabildiklerinin hazzıyla yaşlan. Her zaman yapılan yanlış nedir bilir misin? Hayatımızın ve hayatımızda yer eden insanlarınhiç değişmeyeceğini sanmaktır, trenin ray değiştirmeden sonsuza kadar gideceğini düşünmektir. Oysa kaderin hayal gücü bizimkinden daha renklidir. Artık çıkış yolunun kalmadığını sandığın bir durumda, umutsuzluğun zirveye vardığında, rüzgar hızıyla herşey değişir, alt üst olur ve bir andan ötekine geçerken kendini yeni bir yaşantının yeni insanların içinde bulursun. Doğru insan ve insanlarla beraber olmak ise kaderin hayal gücünün renkliliğine değil, tamamen bizim seçimimize bağlıdır. Senin için çirpinan insanlara hak ettikleri değeri ver. Birileri için çırpınan fedakarlık yapan, gerçekten seven insanları yeniden bulmak çok zor. İnsan elindekilerin kıymetini genellikle bilmez. Onları kaybedince değerlerini anlar. Buna fırsat verme, çok geç olabilir. Bir gün yolunu yitirdiğini, şaşırdığını hissettiğin zaman ağaçları düşün, onların büyüme biçimini anımsa. Unutma ki yaprağı gür, ama kökü zayıf bir ağaç ilk güçlü rüzgarda devrilir, oysa kökü güçlü ve az yapraklı ağaçta can suyu bin güçlükle dolaşır. Kökler ve yapraklar aynı ölçüde gelişmelidir. Çevrendeki insanlar bunu sağlayabilecek nitelikte olmalıdır, olayların içinde ve üstünde olmalısın, ancak böyle gölge ve sığınak bulabilir, ancak böyle doğru mevsimde çiçekler ve meyvelerle dönanabilirsin. Ve sonra önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilmedin zaman herhangi birine öylece girme; otur ve bekle.. Hayatına girecek insanları belirlerken de buna dikkat et. Dünyaya geldiğin gün nasıl güvenli ve derin soluk aldıysan öyle soluk al, hiçbir şeyin senin dikkatini dağıtmasına izin verme, bekle ve gene bekle. Dur, sessizce dur ve yüreğini dinle. Seninle konuştuğu zaman kalk ve yürüğinin götürdüğü yere git, yüreğinin belirlediği kişiyi seç..
Susanna Tamaro
Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
| Etiketler :
Umuda dair..
Tarih: 23:14 on 2/8/2009
 Mumların Öyküsü
‘’Dört tane mum usul usul yanıyordu.Ortalık o kadar sessizdi kimumların konuşmalarını duyabiliyordunuz…
Birinci mum dediki: ´´Ben BARIŞ´ım.! Ama kimse benim yanmama yardımcı olmuyor.Sanırım yakında söneceğim.´´ Alevi hızla azaldı ve sonunda tamamen söndü.
İkinci mum: ´´Ben VEFA´yım.! Ne yazıkki artık vazgeçilmez değilim.Onun içinbundan sonra yanıp durmamın bir anlamı kalmadı.´´ Sözlerini tamamladığında esen hafif bir rüzgar onu tamamen söndürdü...
Sırası geldiğinde üçüncü mum hüzünlü bir sesle dediki: ´´Ben SEVGİ´yim ! Yanacak gücüm kalmadı. İnsanlar beni unuttudeğerimi anlamıyorlar. En yakınlarını sevmeyi bile unuttular.´´ Vefa´da daha fazla beklemeden sönüp gitti...
Ansızın..! Odaya bir çocuk girdi ve üç mumunda yanmadığını gördü. ´´Neden yanmıyorsunuz? Sizin sonsuza kadar yanmanız gerekmiyor muydu?´´ dedi. Ve ardından ağlamaya başladı...
O zaman dördüncü mum konuşmaya başladı: ´´Korkma ben yandığım sürece öteki mumlarıda yeniden yakabiliriz ben UMUT´um!´´ Çocuk parlayan gözleriyle UMUT mumunu aldı ve öteki mumları birer birer yaktı...
UMUT ışığı yaşamımızdan hiç eksik olmamalı... ...Ki hepimiz onunla birlikte VEFA´yı BARIŞ´ı ve SEVGİ´yi yaşatabilelim. Alıntı.
Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
| Etiketler :
seni hatırlatıyor..
 Şuanda gece yarısını birkaç dakika geçiyor. Günlerdense Cuma.. Sana dair içimde hissettiğim ama konuşamadığım bir sürü şeyi yazıya dökmek istesem de klavyemin başına geçtiğim zaman sanki klavyedeki tuşlar parmak uçlarıma batıyor içimde bir sitemle yazmaktan vazgeçiyorum. Günler ne kadar çabuk geçiyor değil mi? Seni düşünüyorum. Nasılsın.. Hayatını simgeleyen renkler neler.. Belki abarttığımı düşüneceksin yine ama çevremdeki insanlar çok sessizleştiğimi ve gözlerimin içindeki parlaklığın kaybolduğunu söylüyorlar. Onlara birsürü şeyler anlatmak istiyorum ama, anlattığım zaman onların düşüncelerinden ve bu düşünceler sonucunda hissedeceğim tedirginliklerimden korkuyorum. Yokluk.. acıtıyor insanı.. Seni özlüyorum. Kendi kendime yapması gereken en akıllıca olanı buydu yapmak zorundaydı yaptı diye telkinlerde bulunuyorum. Hiç kızamadığım sana, haklı çıkarabilecek nedenler sıralamaya çalışıyorum. Geçen gün yine arkadaşlarla oturuyorduk, sen hayatımdan çekip gideli içimden konuşmak gelmiyor. Onlar bir şeyler anlatıyorlardı, ben de dinliyordum. Orada olan arkadaşlarımdan biri ne düşünüyorsan yoldaş olsun sana diyerek bir sigara uzattı. Bir sigaraya baktım bir ona..senin içtiğin siğaranın aynısıydı. Sen artık yok olsan da seni bana hatırlatacak bir sürü olayla karşılaşıyorum. Seni merak ediyorum. Keşke içimi bir parça olsa da rahat ettirebilecek sana dair bir haber alabilseydim. Seninde tanıdığınbir arkadaşım var. Canım arkadaşım.. Sanırım bir tek o hissedebiliyor içimden geçirdiklerimi.. Bana üzülme gün doğmadan neler doğar.. hayat yine kaldığı yerden devam ediyor diyor. Belki de çok iyidir. Çok mutludur. Hayatından memnundur diyor. Umarım arkadaşımın dediği gibi devam edip giden hayatta mutlu ve hayatından memnunsundur. Beni boşver belki de seni özlediğim için evham yapıyor da olabilirim. Kendine dikkat etmeni ve iyi bakmanı istiyorum. Hayatın hep gülen yüzüyle mutlu kal olur mu? İyilikmelegi77
Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
| Etiketler :
<- | Sonraki Sayfa ->
Etiket Bulutu
|